Olacak şey değil!
Futbol konusunda pek bir uzmanlığım yok.
Futbola olan ilgim ve sevgim Cimbom'la birlikte gelişti.
Çok değil on yıla yaklaşan bir ilgi.
Ama itiraf etmeliyim ki , kısa zamanda uzun yol aldım.
Artık Cimbom'un aldığı her sonuç, benim vücut kimyam üzerinde etki etmeye başladı.
Bu köşeden Cim Bom taraftarlarının karsına da ilk kez çıktığım için ; doğrusu yazdıklarım nasıl bulunacak diye heyecanlıyım...
İzninizle şu mutlu günlerimizi yaşarken biraz geriye dönmek istiyorum.
Leverkusen'e karşı ağır bir yenilgi almışsın, boynun eğri yani.
Sonra hafta sonu Fener, Şükrü Saraçoğlu'nda Bursa'ya 2-0 yenilir.
Sen kalk, Fenerli arkadaşlarına, "Söyleyin bakalım Almanya'da Leverkusen'e 5-1 yenilmek mi, yoksa Şükrü Saraçoğlu'nda Bursa ' ya 2-0 yenilmek mi daha ağır?" diye sor.
Meğer daha ağırı da varmış.
Çünkü ertesi gün, bir güzel otur TV'nin karşısına...
Kasımpaşa'yı hem yeneceğiz, hem de averajı açacağız keyfi ile.
Aman Tanrım! O ne futbol, o tatsızlık.
Sonuçta ; Leverkusen'den de Fener'in aldığı sonuçtan da beteri varmış, diye kendi kendine itirafta bulunacaksın.
Bu sezon hiç unutmadığım maç bu oldu; hala da içim acır ya...
TV karşısında çakıldım kaldım.
Kamera da Ali Sami Yen'deki taraftarlar arasında dolaşıyor.
Tanrım, o ne kötü bir tablo; çocuk, genç, kadın, erkek, yaşlı...
Kamera kime dönse, dünyaları yıkılmış insanlar topluluğu.
Bu görüntüler beni çok etkiledi.
Gençlerbirliği'ne 1-0 yeniliğimiz Ankara'daki maça gitmiştim.
Yine üzüntülüydük; çünkü yine arzuladığımız futbol yoktu ortada.
Adnan Polat ve diğer yöneticilerle sohbetim oldu.
Onlara, "Alın Lig TV'den Kasımpaşa maçı sonrası görüntüleri; gösterin futbolculara. Onlar iyi oynamadığında taraftarın yaşadığı hayal kırıklığını görsünler" dedim.
Bir şey daha söylediğimi itiraf edeyim:
"Takıma oyuncu alırken belki profesyonelliğinden de önemlisi Cimbom taraftarlığıdır."
Çünkü, yoksa Fener'e dönülür.
Neyse dönelim konuya.
Ama bu Cimbom tabi; umudunu hiç yitirmeyeceksin.
Hem de unutmayacaksın ; hayal kırıklığının da beteri de var.
Yani olacak şey mi?
Sen küme düşen takıma yenil.
Yetmedi kupada beni elerken git Gençlerbirliği'ne elen.
Yetmedi, teknik direktörsüz kal.
Yetmedi sakatların ard arda gelsin.
Üstelik sende ne Zikolar, ne Carloslar, ne Aleksler, ne Edular, ne Davidler, ne Moldanodalor, ne bilmem hangi Brezilyalı yıldızlar topluluğu var.
Sendeki yabancı isimliler sakatlar kervanı yolculuğunu çok sevmişler.
Yani olacak şey mi sen bu halde, hem de teknik direktörsüz gel beni yen?
Yetmedi git, git Sivas'ı da yen...
Olacak şey değil, olmaz, olamaz.!
Bu olsa olsa bir karabasandır...
Yok, yok görmelisin ki ; karabasan dediğinin ardında kocaman yürekler var.
Sadece profesyonellik yetmez, yürek de gerek, diyen gençler.
Bize daha güzel günler yaşatacak, gencecik, pırıl pırıl, azmin temsilcisi yürekleri olan gençler.
Şükrü KÜÇÜKŞAHİN |